banner21

13.02.2017, 09:26

Neden Cum­hur­baş­kan­lı­ğı Sis­te­mi!

Ül­ke­miz seçim ari­fe­sin­de, mil­le­ti­mi­zi bek­le­yen bir re­fe­ran­dum var bu durum içe­ri­sin­de “Neden Cum­hur­baş­kan­lı­ğı Sis­te­mi” baş­lı­ğın­da bir yazı di­zi­si baş­lat­mak is­te­dim ve bu di­zi­nin ilk ko­nu­su ola­rak Cum­hu­ri­yet yıl­la­rın­da ya­şan­mış yö­ne­ti­min çift başlı ol­ma­sın­dan kay­nak­lı olu­şan kriz­ler içe­rik­li, resmi kay­nak­lar ışı­ğın­da bir ma­ka­le oluş­tur­dum. 


He­pi­mi­zin ma­lu­mu Cum­hur­baş­kan­lı­ğı Sis­te­mi re­fe­ran­dum­dan evet oyu al­dı­ğı tak­tir­de yö­ne­tim­de çift baş­lı­lık dö­ne­mi son bu­la­cak. Buy­run şimdi kısa kısa yö­ne­tim­de çift baş­lı­lık­tan kay­nak­lı olu­şan kriz­le­rin belli başlı olan­la­rı­nı bir ha­tır­la­ya­lım;


1937 – Cum­hur­baş­ka­nı Mus­ta­fa Kemal Ata­türk ile Baş­ba­kan İsmet İnönü ara­sın­da ya­şa­nan, Celal Bayar’ın Milli Eği­tim Ba­ka­nı ola­rak atan­ma­sı se­bep­li olu­şan bir kriz İsmet İnönü’nün az­de­dil­me­si ile so­nuç­lan­mış­tır. 


İnönü Cum­hur­baş­ka­nı ol­duk­tan sonra Ata­türk’ün yakın ça­lış­ma ar­ka­daş­la­rı­nı tas­fi­ye et­miş­tir. Bu se­bep­ten ötürü re­form­lar yarı kal­mış­tır.


1946 – İkinci Cum­hur­baş­ka­nı İnönü ile dö­ne­min Baş­ba­kan’ı Recep Peker ara­sın­da ya­şa­nan, “Ata­ma­lar ve ül­ke­nin genel yö­ne­tim po­li­ti­ka­la­rı” se­bep­li olu­şan bir kriz Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ta­ri­hi­nin ilk de­ve­lü­as­yo­nu­nun ger­çek­leş­me­si­ni do­ğur­muş­tur. Türk li­ra­sı ABD do­la­rı­na karşı %116 ora­nın­da değer kay­bet­miş­tir.


1975- Cum­hur­baş­ka­nı Fahri Ko­ru­türk ile dö­ne­min Baş­ba­kan’ı Sü­ley­man De­mi­rel ara­sın­da “Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı atan­ma­sı” se­bep­li olu­şan kriz­de iki li­de­rin­de aday­la­rı emek­li olmuş bunun üze­ri­ne 1980 dar­be­si­ni ger­çek­leş­ti­ren Kenan Evren Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı ol­muş­tu.


1991- Cum­hur­baş­ka­nı Tur­gut Özal ile dö­ne­min Baş­ba­kan’ı Yıl­dı­rım Ak­bu­lut ara­sın­da ya­şa­nan “Kör­fez Sa­va­şı” se­bep­li olu­şan kriz­de Tür­ki­ye “Musul ve Ker­kük ko­nu­sun­da adım ata­ma­mış” ve Mi­sak-ı Milli he­def­le­ri­ne ula­şa­ma­mış­tı.


1992- Cum­hur­baş­ka­nı Tur­gut Özal ve dö­ne­min Baş­ba­kan’ı Sü­ley­man De­mi­rel ara­sın­da ya­şa­nan “Sü­ley­man De­mi­rel’in Tur­gut Özal’ı de­vir­mek mak­sat­lı yü­rüt­tü­ğü kulis ça­lış­ma­la­rı” se­bep­li ya­şa­nan kriz eko­no­mik ka­rar­la­rın alı­na­ma­ma­sı, ata­ma­la­rın ya­pı­la­ma­ma­sı be­ra­be­rin­de ül­ke­nin mali ya­pı­sı­nın bo­zul­ma­sı­nı do­ğur­muş­tu.


1992 - Cum­hur­baş­ka­nı Tur­gut Özal ve dö­ne­min Baş­ba­kan’ı Sü­ley­man De­mi­rel ara­sın­da ya­şa­nan “Azer­bay­can-Er­me­nis­tan ara­sın­da ya­şa­nan savaş” se­bep­li olu­şan kriz­de Özal’ın tüm gi­ri­şim­le­ri­ne rağ­men De­mi­rel Azer­bay­can’a des­tek ve­ril­me­si­ne engel olun­ca bin­ler­ce Azer­bay­can Türk’ü Er­me­ni­ler­ce kat­le­dil­di.


1994 – Cum­hur­baş­ka­nı Sü­ley­man De­mi­rel ve dö­ne­min Baş­ba­kan’ı Tansu Çil­ler ara­sın­da ya­şa­nan “Güç mü­ca­de­le­si” se­bep­li olu­şan kriz so­nu­cun­da De­mi­rel bir ifa­de­sin­de “bayan ol­ma­sa Tansu ha­nı­mı cam­dan ata­rım” dedi. Bu ger­gin­lik­ler eko­no­mi­ye kriz ola­rak yan­sı­dı Türk li­ra­sı do­la­ra karşı %100 ora­nın­da değer kay­bet­ti.


1996 – Cum­hur­baş­ka­nı Sü­ley­man De­mi­rel ve dö­ne­min Baş­ba­kan’ı Nec­met­tin Er­ba­kan ara­sın­da “Cum­hur­baş­ka­nı Sü­ley­man De­mi­rel’in Re­fah-Yol hü­kü­me­ti­nin dü­şü­rül­me­sin­de aktif rol al­ma­sı” se­bep­li olu­şan kri­zin aka­bin­de Baş­ba­kan Nec­met­tin Er­ba­kan post-mo­dern darbe ile gö­re­vin­den uzak­laş­tı­rıl­dı. Bu süreç 2001 kri­zi­ne giden ilk adım oldu.


2001 – Cum­hur­baş­ka­nı Ahmet Nec­det Sezer ve dö­ne­min Baş­ba­kan’ı Bü­lent Ece­vit ara­sın­da “Cum­hur­baş­ka­nı Ahmet Nec­det Sezer’in MGK’da baş­ba­kan Ece­vit’e ana­ya­sa ki­tap­çı­ğı fır­lat­ma­sı” se­be­bi ile olu­şan kri­zin aka­bin­de Cum­hu­ri­yet ta­ri­hi­nin en büyük krizi ya­şan­dı. Kriz ne­ti­ce­sin­de Türk Li­ra­sı de­ve­li­as­yo­na uğ­ra­dı, fa­zi­ler %7500’e kadar çıktı.


Yü­rüt­me­nin çift baş­lı­lı­ğın­dan kay­nak­la­nan çok sa­yı­da örnek ve­re­bi­li­riz baş­lı­ca­la­rı­nı Cum­hur­baş­kan­lı­ğı Sis­te­mi ile ala­ka­dar resmi pay­la­şım­lar­dan der­le­ye­rek bu­ra­da siz­le­re yaz­dım şimdi di­ler­se­niz Cum­hu­ri­yet’in ilk yıl­la­rın­da ya­şa­nan bir krizi biraz daha aça­rak ifade et­me­ye ça­lı­şa­yım.


Baş­ba­kan İnönü 1936’da CHP Genel Sek­re­te­ri Recep Paker’i fa­şiz­mi in­ce­le­mek üzere İtalya’ya gön­der­di. 


Peker İtalya dö­nü­şün­de TBMM üze­rin­de bir “Fa­şişt Kon­sey” ku­rul­ma­sı­nı ön­gö­ren bir rapor yazdı. Baş­ba­kan İnönü bu ra­po­ru onay­la­yıp im­za­la­ma­sı için Mus­ta­fa Kemal’e gön­der­di, Ata­türk “Baş­ve­kil haz­ret­le­ri an­la­şı­lan yor­gun­luk­tan, önüne gelen ra­por­la­rı oku­ma­dan im­za­lı­yor!” dedi ve ka­ra­rı red­det­ti. Bu de­ğer­len­dir­me­ye İnönü “Kos­ko­ca mem­le­ket rakı sof­ra­sın­dan mı idare edi­lecek?” diye yanıt ve­rin­ce ara­la­rın­da ger­gin­lik çıktı. 


Der­sim olay­la­rı­nın bas­tı­rıl­ma­sın­da ve Celal Bayar’ın Milli Eği­tim Ba­ka­nı ola­rak atan­ma­sın­da da fikir ay­rı­lık­la­rı çı­kın­ca Mus­ta­fa Kemal 20 Eylül 1937’de İnönü’yü Baş­ba­kan­lık ve CHP Genel Baş­kan ve­kil­li­ği gö­re­vin­den aldı. 1938’de Mus­ta­fa Kemal Ata­türk öl­dü­ğün­de İsmet İnönü Cum­hur­baş­ka­nı oldu, Ata­türk ile olan an­laş­maz­lı­ğın­dan ötürü İnönü, Mus­ta­fa Kemal’in kad­ro­sun­dan olan kad­ro­la­rı dev­let yö­ne­ti­min­den tas­vi­ye et­me­ye baş­la­dı, bu sü­reç­te bü­rok­ra­si­de açık oluş­tu, milli ve yerli sa­na­yi ham­le­le­ri yarım kaldı, eko­no­mik atı­lım­lar ke­sil­di.


“Neden Cum­hur­baş­kan­lı­ğı Sis­te­mi” baş­lı­ğı ile baş­lat­tı­ğım ve bu di­zi­nin ilk ko­nu­su olan Cum­hu­ri­yet yıl­la­rın­da ya­şan­mış, yö­ne­ti­min çift başlı ol­ma­sın­dan kay­nak­lı olu­şan kriz­ler içe­rik­li ya­zı­ma bu­gün­lük bu kadar di­yo­rum, bir sonra ki dizi de yö­ne­ti­min çift başlı ol­ma­sın­dan kay­nak­lı olu­şan kriz­ler içe­rik­li ya­zı­ma devam ede­ce­ğim. 
O güne dek he­pi­ni­zi en kalbi duy­gu­la­rım­la, sevgi, saygı ve mu­hab­bet­le Allah’a ema­net edi­yo­rum.
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Yayın politikamızdan memnun musunuz?
Yayın politikamızdan memnun musunuz?