banner21

24.04.2017, 10:21

Turnikelerden Camiye Girdiniz Mi? -1

Düşünün, ezan okunuyor camiye gideceksiniz, kapısında iki asker tam teçhizatlı kafalarında miğfer, çelik yelek, silahları ters takılmış ateşlemeye hazır.

Camiye kapısından girmeniz için, turnikeden geçmek mecburiyetindesiniz. Kapıdaki askerle göz göze gelmemek için yüzlerine bakmıyorsunuz. Sizi çağırmadan geçtiyseniz huzur içerisindesiniz. Eğer askerin hoşuna gitmeyip kenara çekip kimliğinizi alırsa vatansızsınız.

Başvuracağınız hiç bir merci yok. İşte burası KUDÜS ve EL-HALİL şehirleridir.

El-Halil Şehrine gitmek üzere Kudüs'ten ayrıldık. Filistinlilerin ikinci büyük şehri. Kudüs'e 35 km. güneyde. Nüfusu 120 bin. Suyu bol, çevresi bağlık, bahçelik. Zeytin, üzüm ve hurma yetişiyor. Ürettikleri mahsulü satma şansları yok. Yol boyunca gördüğünüz bütün bahçeleri dozerle bozuyorlar. Zira, Filistinliler bu bahçedeki ağaçların arkasına saklanıp İsrail askerlerine pusu kurmasın diye. El-Halil'de iki Filistin üniversitesi var. Halkının tamamı Filistinli ve Sünni'dir.

Şehrin en büyük camisi, El-Halil camisidir. El-Halil, aynı zamanda Hz. İbrahim peygamberin ismidir. Şehre girişte barikatlar var. Barikatlarda durduruluyorsunuz.  Yakınında karakol var. Tam teçhizatlı İsrail askerleri duruyor. Pasaport kontrolü yapıyorlar. Şehre girmek veya girmemek İsrail askerinin iki dudağı arasında. Geçin dediği zaman derin bir nefes alıyorsunuz.

Türk hükümetinden dolayı da, biz Türklerden biraz çekiniyorlar. Filistinlilerin çoğunun dükkanları kapalı. Filistin sokakları çok dar. İsrailliler, Filistinlilerin evlerine, iş yerlerine ve sokaklarına pisliklerini atıyorlar. Filistinlileri yıldırmak için. Filistinlilerde, duvardan duvara tel gererek pisliklerin yere düşmesini engelliyorlar. Gerilen telin üstü tamamen pislik dolu.

Öğlen ezanı okundu. El-Halil camisine gireceğiz. Ziyaretçileri ve halkı kontrol için, caminin önünde bir karakol var. Cami kapısında da iki İsrail askeri. Askerler yine tam teçhizatlı. Elleri tetikte bekliyorlar. Aslında İsrail askerleri cesaretli duruyor gibi görünseler de çok korkak oldukları yüz ifadelerinden anlaşılıyor. Camiye, x-ray cihazından tek sıra halinde geçiyorsunuz. Sonra turnikeden geçiyorsunuz. Camiye girince kendinizi Osmanlı eseri içinde buluyorsunuz. Camii harika bir yapı, harika bir mimariye sahip. Hele minber de tek çivi bile kullanılmadan yapılmıştır. Dünya'da benzeri olmayan bir şaheser. Minber'in ustası Halepli. Ustaya sorarlar: "Bu minberleri nereye koyacaksın" diye. Usta da; Birisi Mescid-i Aksa'ya, biride El-Halil Camisine der.

O sırada gerek Mescid-i Aksa, gerekse El-Halil şehri haçlıların elindedir. Bu minberleri oraya nasıl koyacaksın diye sorarlar. O da, "Bir babayiğit çıkar yerine koyar" der. Evet o babayiğit SELAHATTİN EYYUBİ'dir. (1187)

Selahattin Eyyubi bu minberleri mübarek elleriyle yerine koyar. Mescid-i Aksa'ya koyulan minber, Yahudilerce yakılır. Türk hükümeti benzerini yaparak minberi yerine koyar.

Devam edeceğiz...

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Yayın politikamızdan memnun musunuz?
Yayın politikamızdan memnun musunuz?